Öz
İslam Mezhepler Tarihi ilminin bir görevi de bir sosyolog edası ile İslami fırkaların oluşumuna yol açan sebepleri incelemektir. Tarihi okumak toplumları okumaktan geçtiği için. Mezhebi oluşumlar da yetiştiği ortam ve şartlar ele alınarak anlaşılabilir. Bu sayede hem bu mezheplere mensup insanları harekete geçiren etmenler görülür. Hem de dinin asli kaynağından uzaklaşan topluluklar için önden önlemler alınabilir.
Anahtar Kelimeler: Mezhepler, Fırka, Siyaset, Tarih
Önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere insan öznesinin içinde bulunduğu her topluluk insan doğası gereği farklı yaklaşımlara ve düşüncelere ev sahipliği yapacaktır. Bu farklılıkları anlamak ve analiz etmek de ancak onları ortaya çıkaran saikleri tefekkür etmek ile mümkün olacaktır. Günümüz de İslam Mezhepler Tarihi araştırmacıları da Mezhepleri türüne ve ortaya çıkış sebeplerine göre kısımlandırmış ve bu sayede mezhepler etrafında oluşan grupların toplum tarafından daha iyi anlaşılabilir hale gelmesini sağlamışlardır.
Gelin şimdi Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut ve Prof. Dr. Mustafa Akçay’ın ‘’Siyasi-İtikadi İslam Mezhepleri Tarihi kitabı1’’ üzerinden Mezheplerin Taksimi ve Mezheplerin kurulmasına götüren etmenleri inceleyelim. Bu sayede mezheplerin teşekkülü ve fırkalaşmaya götüren sebepleri anlayabilelim.
Burada kitaptaki başlıkları esas alarak konuyu okuyucumuza özet olarak aktaracağız.
İslami Mezheplerinin Taksimi
İslam coğrafyası genel özellikleri ile incelendiğinde çıkışları ve amaçlarına bakarak mezhepleri üç kısımda görebiliriz.
Siyasi Mezhepler: Haricilik, Şia ve ilk Mutezileler gibi İslam’ın siyasi ihtilaflarından doğan fırkaları ifade eden mezhep türüdür. Bu fırkalardan örneğin Hariciler, Hz Ali ve Hz. Muaviye arasında geçen Sıffın Savaşı’nda hakem olayının sonucunda Hz. Ali’nin ordusunda iken iki taraftan da uzak olduklarını ifade etmişler ve kendilerince yeni bir fırka oluşturarak siyasi temelli bir mezhep olmuşlardır.
İtikadi Mezhepler: Kelami ihtilaflar çerçevesinde ortaya çıkan mezhepleri ifade etmektedir. Bu fırkalar genel itibariyle Hak ve Batıl fırkalar olarak ayrılmış. Örneğin Ehli Sünnet ve’l Cemaat (Eşariler- Maturidiler) ve Cebriyye, Kaderiyye, Mutezile gibi. Ancak Ehli Kıble anlayışı sebebiyle bugün kahir ekseriyeti oluşturan Ehli Sünnet ve’l Cemaat fırkası diğerlerini yine de İslam dairesi içerisinde görmüştür.
Fıkhi Mezhepler: İnsanların günlük hayatındaki ameli hükümleri bildiren mezheplerdir. Bu mezhepler arasında taksimat yapmak gerekirse. Özelde Hanefi- Maliki – Şafii – Hanbeli diye, genelde ise Ehli Rey ve Ehli Hadis olarak ayrım yapılabilir.
Burada görüldüğü üzere İslam Mezhepler Tarihi bilimi bütün mezhebi oluşumları incelese de Müslümanların siyasi ve İctimai hayatlarında oynadığı rollerden ötürü tabi ki siyasi ve itikadi mezhepler ön plana çıkmaktadır. Şimdi bu mezheplerin ortaya çıkışının genel sebeplerine eğilelim.
İslami fırkaların ortaya çıkışı İslam Mezhepleri tarihçilerine göre genelde beş ana etken üzerinde incelenmiştir. Bunlar dini, psikolojik, sosyal, siyasi ve dış etkenlerdir.
Dini Etkenler:
Hz. Peygamber döneminde Müslümanlar tüm sorunlarını doğrudan ona danışarak çözdükleri için herhangi bir mezhep veya ihtilaf söz konusu değildi. Ancak onun vefatından sonra bu güçlü manevi otoritenin ortadan kalkması ve Hz. Osman dönemiyle birlikte münafıkların fitne çıkarma fırsatı bulması, Müslümanlar arasında anlaşmazlıkların başlamasına neden olmuştur.
Ayrıca dinin temeli olan ayet ve hadislerin taşıdığı edebi ve yapısal özellikler ihtilaflara yol açmış. Ayetlerin kaynağı kesin (kat'i) olsa da ifade ettikleri anlamlar (delalet) üzerinde farklı yorumlar yapılmıştır.
Hadislerde ise hem kaynağın sıhhati (sübut) hem de taşıdığı anlamlar bağlamında yaşanan sorunlar fikir ayrılıklarını doğurmuştur.
Ayet ve hadislerde geçen Allah'ın sıfatları, kaza, kader, ruh ve ahiret gibi soyut/metafiziksel konuların farklı idrak seviyelerine ve bilgi birikimlerine sahip insanlar tarafından değişik şekillerde yorumlanması, ayrışmaları hızlandırmıştır.
Psikolojik ve Bireysel Etkenler
İnsanların farklı karakterlere, zeka seviyelerine, lider olma veya bir lidere bağlanma arzularına sahip olmaları dini algılayışlarını da etkilemiştir. Bunun yanı sıra, İslam'a ve Müslümanlara zarar vermek isteyen münafıkların, eski devletlerinin yıkılmasını hazmedemeyen bazı İranlıların art niyetleri ile siyasi arenada başkalarına hükmetme tutkusu (özellikle Emevî-Haşimi rekabeti), fırkalaşmayı doğrudan tetiklemiştir.
Sosyal Etkenler
Toplumların yaşam biçimlerindeki değişimler fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Örneğin, bedevilikten yerleşik hayata geçiş sürecinin getirdiği sosyal buhranlar Harici isyanlarına, Türklerin göçebe-yerleşik ilişkileri ise Alevi-Sünni farklılaşmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca İslam'ın eşitlik ilkesine rağmen özellikle Emevîler döneminde zirveye çıkan Arap ırkçılığı ve Arap olmayan Müslümanların (mevali) küçümsenmesi, kabile taassubunu canlandırarak tepkisel fırkaların doğmasına neden olmuştur.
Siyasi Etkenler
Hz. Peygamber'in vefatından sonra devlet başkanının (halife/imam) kim olacağı ve nasıl seçileceği konusu, İslam toplumundaki en büyük tartışmadır. Hz. Osman'ın şehit edilmesi ve ardından yaşanan Cemel ve Sıffın gibi Müslümanlar arası iç savaşlar, "büyük günah işleyen (örneğin adam öldüren) bir müminin dini durumu nedir?" gibi devasa teolojik soruları doğurmuş; bu tartışmalar sonucunda Hariciler, Şia, Mürcie ve Mutezile gibi temel mezhepler tarih sahnesine çıkmıştır.
Dış Etkenler
İslam coğrafyasının genişlemesiyle Müslümanlar Zerdüştlük, Hristiyanlık, Yunan ve Hint medeniyetleriyle karşılaşmıştır. Yeni Müslüman olan toplumların eski kültürlerini, geleneklerini (atalar kültü gibi) veya karizmatik lider anlayışlarını İslam'a taşımaları ve asılsız rivayetlerin (İsrailiyat) dine karışması inanç farklılıklarını körüklemiştir. Son olarak, Antik Yunan felsefesine ait eserlerin Arapçaya tercüme edilmesi, Allah'ın sıfatları veya irade hürriyeti gibi inanç konularının felsefi bir zeminde tartışılmasına yol açmış; bu felsefi akımlara karşı İslam akidesini akılla savunma ihtiyacı Mutezile mezhebinin misyonunu şekillendirmiştir.
Sonuç
İslamiyet, Resulullah sallahu aleyhi ve sellem tarafından insanlığa tebliğ edildiği daha ilk günden itibaren fikren sürekli tefekkür edilmiş ve irdelenmiş. İslami yasalar insanlar tarafından kimi zaman ana kaynağa sadık, kimi zaman da kaynaktan uzaklaşmış bir şekilde yorumlanarak bir inanç sistemi oluşturulmuştur. Bu sistem insan varlığını ve fikrini etkileyen her şeyden etkilenmiş ve bizim mezhep dediğimiz fikir ve inanç hareketlerini ortaya çıkartmıştır. Günümüzde Müslümanların fikir yapısını anlamak istiyorsak bu hareketleri ortaya çıkaran sebepleri araştırmalı ve buradan yola çıkarak İslami toplumun sıkıntılarına çareler üretmeliyiz.

