Sosyal Medya ve Hadis’e Dair Sorumluluklarımız
Hadis11 Haziran 2026

Sosyal Medya ve Hadis’e Dair Sorumluluklarımız

Bir Müslüman’ın kendine iletilen bilgiler hususunda takınması gereken tavır Kur’an-ı Kerim’de belirtilmiştir. Müslümana yakışan tavır özellikle “fasık” biri haber getirdiğinde bunu iyice araştırmak ve doğruluğundan emin olmaktır. Konu dinimizin kaynaklarından olan sünnet ve o sünnetin bize aktarılmasında kaynak olan hadisler olunca bu titizlik Müslüman için ciddi bir sorumluluk olmaktadır ve olmalıdır da. Günümüzde ise bu sorumluluk maalesef bazı hal ve durumlarda yok sayılmakta veya görmezden gelinmektedir. Sosyal yaşamdan sosyal mecraya geçildiği takdirde bazı mükellefiyetlerin bittiği veya bazı yasakların yapılabilir hale dönüştüğü hepimizce gözlemlenmektedir. Akıllı olarak tabir edilen telefonlarda sosyal mecralarda sergilenen durumlar, sosyal medyada paylaşılan hikayelerde, sonuna Hz. Peygamber (s.a.s) yazısı eklenince her türlü söz hadis olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yapılan amellere karşılık verilebilecek yüce vaatler, aşk hikayelerine konu olabilecek şekilde romanlaşmış hikayeler bu mecralarda hadis-sünnet olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Sosyal medya kendisinden istifade edilebilmesi mümkün olmakla birlikte daha çok bilgi kirliliği ile karşımıza çıkan bir yer haline gelmiştir. Tüketim hususunda fastfood olmak üzere sağlıksız olduğu yapılan çalışmalar ile ortaya konmuş yiyeceklere karşı takınılması gereken tavrın daha fazlası zihin dünyamız için de geçerli olmalıdır. Nasıl ki insan midesi bir çöplük olmadığı gibi zihnimiz de çöplük değildir. Bu açıdan kirli olarak tabir edebileceğimiz yanlış ve asılsız bilgilere itibar edilmemelidir. Özellikle bizlere düşen; sözlerinin bağlayıcılığı olan Yüce Peygamberimizin kelamına karşı ayrı bir ehemmiyet göstermektir.

Paylaşmadan Önce Düşün: Hadis Rivayetinin Dijital Sınavı

          Günümüzde sosyal mecralarda yapılan paylaşımlar durumun vahametini ortaya koymaktadır. Akraba gruplarında dahi paylaşılan ve özellikle özel gün ve gecelerde ortaya çıkan bazı ameliyeler gibi uydurma olduğu hadis imamlarınca ittifak edilen rivayetlerin dahi sünnet olarak sunulması kefenin bir tarafıdır. Uydurma olan bir rivayeti sünnet olarak vurgulamak kadar tehlikeli olan bir diğer durum ise var olan hadis-sünnetleri bağlamından kopararak yahut mücerret akıl terazisine sunarak uydurma kabul etmektir ki bu da kefenin diğer tarafıdır. Yazılma amacı bilinmeyen, bağlamı vesaire hadislerin yorumu ve anlamı için olmazsa olmaz kabul edilen durumları göz ardı ederek “Bu hadis kafama yatmadı” “Böyle hadis olabilir mi?” şeklinde sosyal medya ağzı ile rivayet tenkitçiliği yapmak işin kolayına kaçmaktır. Bu mesele belki de ayrı olarak zikredilmeye değecek kadar mühimdir.

       Durum böyle ise biz Müslümanların yapması gereken şey nedir? Bu sorumluluğu nasıl hayatımızın temeline alabiliriz? Bu sorunun çok farklı cevapları elbet olabilir. Lakin şu hususlar belki de herkesin üzerinde ittifak edeceği kadar önemli hususlardır.

Güvenilir kaynaklardan istifade etmek. Sosyal medyada gördüğümüz yahut çevremizden duyduğumuz bir sözün hadis-sünnet olduğunu öncelikle kaynak tespiti ile delillendirmek gerekir. Temel kaynaklarımızda yer almayan hususları sünnet olarak addetmek yahut hadis olarak nakletmek ciddi bir problem olup bu hususları nakletmekten kaçınmak gerekir.

Bilenlere danışmak. Bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bu zamanda alanın uzmanlarına danışmak da çok daha mühimdir. Özellikle karşımıza çıkan ve Hazreti Peygamber’e (sallallahu Teala aleyhi ve sellem) aidiyet ifade eden bilgilere karşı en azından çevremizde bulunan ve bu alanda bizden daha yetkin olan konunun uzmanlarına danışmak sorumluluğumuzdur.

Araştırmak. (Tesebbüt) Kişisel yaşamımızda dahi önemli bir husus olan araştırma yetisi söz konusu dinimiz ile alakalı olan bir mesele olduğu zaman özellikle devreye girmesi gerekmektedir. Hiç olmasa kaynağı dahi zikredilmeden nakledilen sözleri hadis olarak nakletmeden önce “Acaba” demek araştırmanın bir parçası olacaktır.

Netice itibariyle Hazreti Peygamberin (sallallahu Teala aleyhi ve sellem) buyurmuş olduğu ve bilhassa günümüzde çokça hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz hususları içerisinde barındıran şu iki hadisi zikrederek konuyu sonlandırıyoruz.

1.      Yalan olduğunu zannettiği bir hadisi benden nakleden kimse iki yalancıdan (yalancılardan) biridir.[1]

2.      Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter![2]

Dolayısıyla gündelik hayatımızda olduğu gibi sosyal mecralarda da sorumluluk bilinciyle hareket etmek durumundayız. Zira bilgi aktarımında teyit ve tesebbüt ne denli önemliyse, dijital ortamda yapılan paylaşımlarda da aynı hassasiyetin gözetilmesi gerekmektedir. Bu husus, çağımız insanı için aynı zamanda ciddi bir ahlaki ve ilmî imtihan niteliği taşımaktadır. Bu imtihanı hakkıyla verebilenler ise gerçekten takdiri hak etmektedir.



[1] Müslim, Mukaddime,1. Tirmizî, İlim, 9.

[2] Müslim, Mukaddime, 5. Ebû Dâvûd, Edeb, 80.

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Bu makaleye yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap