Kusursuz İnsan İnşası; Transhümanizm’in Anatomisi
Kelam23 Ekim 2026

Kusursuz İnsan İnşası; Transhümanizm’in Anatomisi

Giriş

İnsanoğlunu fıtratı gereği ölümsüzlüğü veyahut sonsuzluğu arzulamaktadır. Bu arzu dönem dönem farklı şekillerde tezahür etmektedir. Kur'an-ı Kerim'de şeytanın Hazreti Âdem'i ve Hazreti Havva’yı aldatmaya yönelik sözlerinde sonsuzluğu ön plana sürmüştür.[1] Ancak antik mitolojisine dayanarak Transhümaniz Gılgamış destanında Gılgamış’ın dostu olan Enkidu’nin ölümünden sonra ölümsüzlük arayışına girmesi, kendisine ölümsüzlüğün ilacı olarak tarif edilen bir bitkiyi denizin dibinden çıkartıp karada bir yılana kaptırması ve sonunda ölümsüzlüğü elde edemeyip ölmesini referans almıştır. Tamda bu noktada Transhümanizm antik inanç ve mitolojilerine dayanan, ölümsüzlük arzusu temeliyle ortaya çıkan bir akımdır.[2]

Transhümanizm, Ölümsüzlük, Yapay Zeka, Tekno-din, Teknoloji.

Tarihi Süreci

Transhümanizm, kavram olarak ilk defa Julian Huxley tarafından 1957 yılında dile getirilmiştir. 1980’lerin başında Los Angeles'daki Californiya Üniversitesi'nde resmi olarak fütürist bir akım olarak olgunlaşmıştır. 1988 yılında Extropy The Journal of Transhumanist Thought dergisiyle filozof Max More veTom Bell tarafından yayın hayatına adımını atmıştır. 1991 yılında Extropy Enstitüsü kurulmuş ve bu sayede resmi bir kimlik almaya başlamıştır. Burası zamanla konferanslar ve akademik çalışmalar için merkez haline gelmiştir. 1998 yılında filozof Nick Boston ve David Preace tarafından transhümanist fikrinin dünya çapında yayılması ve bilimsel olarak araştırılması için Dünya Transhümanist Derneği (WTA) kurulmuş, 2006 yılında Extropy Enstitüsü kapanmıştır. 2008 yılında ise Dünya Transhümanist Derneği adı yerine Humanity+ adı kullanılmaya başlanmıştır.[3]

Tanımı

Transhümanizm, biyolojik kusurların (ölmek yaşlanmak hastalanmak gibi) teknoloji ve bilimin insan anatomisine entegrasyonu vasıtasıyla ortadan kaldırmayı ve insanı kusursuz hale getirmeyi düşünen felsefi bir akımdır.[4]

Transhümanizmin manifestosu ise insanın evrimsel sürecinde önce biyolojik uzuvlarını sonra hatıralarını, en nihayetinde zihnini ve varlığını sanal ortama aktarılmasıdır. Böylece bilgisayarlarda kodlanmış olan insan zihni yıpranmayacak, insan ölmeyecek, vücudu hastalanmayacak ve yaşlanmayacak kısacası kusursuz bir insan formu elde edilecektir.[5]

Gayesi

Transhümanizm, insanın biyolojik sorunlarının ortadan kalkması, teknolojik gelişmelerin kullanımı sayesinde insanı bir üst form geçişini hedeflemektedir. Bu sayede kusursuz formel vaziyette varlığını sonsuza kadar sürdürebileceğini hedeflemektedir. Bu sayede insanın en nihayetinde ölümsüz ve kusursuz hale getirilmesi amaç edinilmiştir.[6]

Transhümanizme duyulan ihtiyacın temelinde insanın doğası gereği yarım kalmış ve tamamlamamış bir formda olması fikri yapmaktadır. Evrimci ve ilerlemeci bir anlayışla karşımıza çıkan bu gerekçeler teknolojinin insanla olan entegrasyonuyla insanın maddi olarak kusursuz hale gelmesinin tutkusudur.[7]

Şüphe ve Endişeler

Transhümanizmin destekçisi olduğu kadar karşı çıkan bir kitlenin de olduğundan bahsedebiliriz. Örnek vermek gerekirse Amerikalı gazeteci Chris Hatch Transhümanizmin insanı tanrılaştıran, insanın cinsiyetini ve anatomisini kısacası alışılagelmiş bir insanın sahip olduğu her şeyi yok eden bir şey olduğunu ifade etmiştir. Zira Transhümanizmi insanı kendi kimliğinden çıkartıp makine kölelerine çeviren otoriter bir ideolojidir. [8]

Dinimiz İslam insan vücudunu Allah'ın vermiş olduğu bir emanet ve nimet olarak görmektedir. İnsanın bu formundan kurtulmaya çalışması fıtratını adeta başkalaştırılması dinimizce hoşgörülmemiştir.[9]. İnsanın doğru yola ulaşması için bir rehbere ihtiyaç duyduğunu vurgulamakta olup, Kur’an-ı Kerim’i hayatın ana merkezde tutmaktadır. Oysaki Transhümanizm insana rehber olacak herhangi bir olguyu kabul etmemekte, insanın günahkâr olmayıp bir rehbere de ihtiyacı olmadığını düşünmektedir.

Dinimizde ölüm haktır ve her canlı elbet bir gün eceli geldiği zaman ölümü tadacağı[10] inancı hakimdir. Ancak Transhümanizm ölümü bir kusur olarak ve kendisine rakip olarak gördüğü için bu hususta tam tersi bir fikir geliştirme gayretindedir. Ölüm konusunda tavırlı olan Transhümanist yaklaşım ölümden sonraki hayata son derece karşıttır.[11]

Sonuç

Transhümanizm bilimin ve teknolojik gelişmelerin sağlanmış olduğu imkanların insanın biyolojik kusurlarını örtmeye ve süper insan modelini hayata geçirmeyi kendisine gaye etmiş olan bir akımdır. Bu doğrultuda Transhümanist yaklaşımın daha uzun yaşamlı, daha sağlıklı, daha verimli ve daha mutlu olan bir insan düşüncesini savunmaktadır. Ancak bu güzellemelerin arka planında insanın sahip olmuş olduğu insanı insan yapan fiziksel, zihinsel ve psikolojik alanlarının sanal niteliklerle yeniden inşası ve kodlanması vardır. Dolayısıyla semavi dinlerin ortaya koymuş olduğu kutsalları, ilkeleri, ölümden sonra hayatı da reddetmektedir. Sonsuz haz ve sınırsız iradenin hüküm sürmesini hedeflemekte olup, Materyalist bir felsefe aşılayan Transhümanizm insanlık için gelecekten ciddi bir tehlike olma potansiyeli barındırmaktadır.

Muhammet Sevban YILMAZ

Not: Yazımız Diyanet işleri Başkanlığının 2022 yılında ‘’Transhümanizm ve Din’’ isimli istişare toplantısından derlenerek hazırlanmıştır.

 

 



[1] Tâhâ Suresi, 120.

[2] Muhammet Yeşilyurt vd., Transhümaniz ve Din (Ankara; Diyanet İşleri Başkanlığı, 2022), 23.

[3] Yeşilyurt vd., Transhümaniz ve Din, 21-22.

[4] Muhammed Kızılgeçit, vd., Transhümaniz ve Din (Ankara; Diyanet İşleri Başkanlığı, 2022), 9.

[5] Musa Osman Karatosun vd., Transhümaniz ve Din (Ankara; Diyanet İşleri Başkanlığı, 2022), 37.

[6] Kızılgeçit, vd., Transhümaniz ve Din, 50.

[7] Kızılgeçit, vd., Transhümaniz ve Din, 52.

[8] Bilal Sambur vd., Transhümaniz ve Din (Ankara; Diyanet İşleri Başkanlığı, 2022), 63-64.

[9] Nisâ,119.

[10] Âl-i İmrân, 185.

[11] Sambur vd., Transhümaniz ve Din, 69.

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Bu makaleye yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap