Cevherden Yaratıcıya: Cüveynî’nin Materyalist Düşünce Eleştirisi
Kelam28 Ekim 2026

Cevherden Yaratıcıya: Cüveynî’nin Materyalist Düşünce Eleştirisi

Cevherden Yaratıcıya: Cüveynî’nin Materyalist Düşünce Eleştirisi

     İslam düşünce geleneğinde, bilhassa kelam âlimleri tarafından âlemin ve maddenin ezelîliğini savunan Dehriyye gibi maddeci anlayışlar ile felsefî ekollerin temel kabulleri titizlikle incelenmiş; bu fırkaların iddialarına karşı güçlü aklî reddiyeler ortaya konulmuştur.

Mütekaddim dönem Eş’ârî alimleri de maddenin ezeli oluşunu savunan akımları yalnızca reddetmekle yetinmemiş, aklî delillerle bu görüşlerin dayandığı esasların geçersizliğini ortaya koymuşlardır. Söz konusu tartışmalar, kelamcıları varlık, cevher-araz ve zaman meselelerini daha derinlemesine araştırmaya sevk etmiş; bu durum kelam ilminde yetkin ve sistematik bir kozmolojinin teşekkülüne zemin hazırlamıştır. Zira bir şeyin ne olmadığını bilmek aslında ne olduğunun düşüncesine katkıdır. Yani inancımızın nasıl olmaması gerektiğini bilmek aynı zamanda o inancın nasıl olduğunun işaretidir. Bu yazımızda Eş’arî kelam ulemasından İmamü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin bu düşünce akımlarına karşı yaklaşımını inceleyeceğiz.

İmamü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin Yaklaşımı

          İmamü’l-Haremeyn Abdülmelik b. Abdillah el-Cüveynî, 11. Yüzyılın önde gelen Eş’arî kelamcısıdır. Eserlerinde geleneksel Ehl-i Sünnet akaidini Eş’arî çizgisiyle sistematize etmiş, özellikle yaratmanın zorunluluğu konusunu detaylıca işlemiştir. Cüveynî’ye göre Yüce Allah, ezelî (kadîm), mekândan ve zamandan bağımsız mutlak kudret sahibi tek varlıktır. O’nun zâtı ve sıfatları maddî veya zamansal hiçbir unsura indirgenemez. Bu çerçevede hem İslam’ın erken dönemde karşılaştığı dehriyye akımını hem de yaratıcıyı madde, doğa veya zamansal kavramlarla özdeşleştiren felsefî yönelimleri aklî ve ilmî delillerle çürütmüştür.

İmam Cüveynî, kendi döneminde karşılaştığı ve âlemin kadîm olduğunu savunan fırkaların tezlerini aktarırken; âlemin başlangıçsız olduğunu, gök cisimlerinin dairesel hareketleriyle hadiselerin sürekli yenilendiğini ve maddenin yokluktan varlığa çıkarılmadığını iddia eden bu zümrelerin kabullerini tahlil etmiş, bu görüşlerin Antik Yunan’daki materyalist/natüralist yaklaşımlarla olan benzerliğine dikkat çekmiştir.[1]

İmam Cüveynî, maddenin ezeliyeti fikrini çürütmek adına ontolojisini cevher ve araz ayrımı üzerine kurmuştur. İmam Cüveynî’ye göre âlem ve âlemi oluşturan bütün unsurlar hâdistir (sonradan var edilmiştir). Maddeci fırkalar ise cevhere ezeliyet atfedip arazı yok sayarak veya arazın hâdis oluşunun cevheri bağlamadığını savunarak bu hakikati inkâr etmeye çalışmışlardır. İmam Cüveynî, arazların inkâr edilemez varlığını ve hâdisliğini ispat ederek doğrudan cevherin de hâdis olduğunu ortaya koymuştur.

Cüveynî cevheri; hacim sahibi, boşlukta yer kaplayan (mütehayyiz) ve kendi başına kaim olan en küçük cüz (cüz-i lâ yetecezzâ); arazı ise kendi başına var olamayıp ancak bir cevherde kaim olabilen renk, tat, koku, sükûn ve hareket gibi değişken nitelikler şeklinde tanımlar.[2] Çünkü biz Cevheri önce sakin, sonra hareket halinde gözlemliyoruz, bu, ona yüklenen hallerin (arazların) varlığını zorunlu kılar. Çünkü hareket hali, kendinden başka bir yere intikal etme anlamını taşır ve bu da onun bir cevherde var olup sonradan yok olması anlamındadır.[3] Burada materyalizmin mutlak maddeci tezine karşı, duyularımızın sabit değişim ve hareket algısından yola çıkarak arazın gerçek varlığı ve hadis oluşu ispatlanır. Arazsız cevherin imkansızlığını belirten Cüveynî, alemde araz ile kaim varlığın ezeli olmasını da iptal etmiş olur. Çünkü varlık, taşıyıcı maddî cevher ile onda zuhur eden hâl/fiil arazlarından ibarettir. Her hâdis, araz aracılığıyla kavranır, o halde mutlak anlamda ezelî bir maddî varlık savunulamaz.

Sonuç olarak alemde hadis olan her şeyin varlığı mümkündür, yani olması ile olmaması eşittir. Bu da iki tarafı eşit olan bir şeyde müreccihin ikisinden birisinin tercih etmesiyle meydana gelmesini zorunlu kılar. Bu müreccihin mahiyeti cevher olursa yukarıda zikrettiğimiz üzere onunda bir müreccihe ihtiyacı olur ki bu da teselsülü gerektirir ve bu da batıldır. Bu minvalde müreccih cevherden farklı bir şeydir ve varlığı mümkün değil vaciptir.[4]

Cüveynî, cevherin ve arazın hadis oluşunu ispat edip buradan bir müreccihin varlığının delilini aklî bir şekilde delillendirmiştir. Materyalizm ve benzeri felsefî görüşlerin savunusunu bu şekilde boşa çıkartmıştır. Aynı zamanda Eş’ârî kelam okulunun ilkelerini aklî bir zemin üzerinde kuvvetlendirmiştir.

 

 

 

 



[1] İmâmü’l-Haremeyn Ebü’l-Meâlî Rüknüddîn Abdülmelik b. Abdillâh b. Yûsuf el-Cüveynî et-Tâî en-Nîsâbûrî, eş-Şâmil fî usûli’d-din, thk. Ali Sâmî Neşşâr vd. (İskenderiye: Menşe’tü’l-Mârif, 1969), 226.

[2] İmâmü’l-Haremeyn Ebü’l-Meâlî Rüknüddîn Abdülmelik b. Abdillâh b. Yûsuf el-Cüveynî et-Tâî en-Nîsâbûrî, el-İrşâd ilâ kavâtıi’l-edilleti fî usûli’l-itikâd, thk. Ahmed Abdürrahim Es-Sayih-Tevfik Ali Vehbe (Kahire: Mektebetü’s-Sekafeti’d-Diniyye, 2009), 23.

[3] Cüveynî, el-İrşâd, thk. Ahmed Abdürrahim Es-Sayih-Tevfik Ali Vehbe, 24.

[4] Cüveynî, el-İrşâd, thk. Ahmed Abdürrahim Es-Sayih-Tevfik Ali Vehbe, 25.

 

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Bu makaleye yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap