BİR DİL, İKİ AYRI DÜNYA: ARAPÇADA DİGLOSSİA

BİR DİL, İKİ AYRI DÜNYA: ARAPÇADA DİGLOSSİA

Dil, sadece bir iletişim vasıtası değil, aynı zamanda toplumun zihin haritasını, tarihsel birikimini ve sosyokültürel hiyerarşisini yansıtan yaşayan bir organizmadır. Arap dünyası, dilbilim literatüründe "diglossia" (çift dillilik veya ikili dil yapısı) kavramının dünyadaki en köklü ve karakteristik örneği olarak kabul edilir. Diglossia, bir toplumda aynı dilin iki farklı varyantının, keskin sınırlarla ayrılmış sosyal işlevlerle bir arada bulunması durumudur. Arapça özelinde bu durum; yüksek kültürün, eğitimin, hukukun ve dinin dili olan "fushâ" (fasih/standart Arapça) ile günlük hayatın, samimiyetin ve yerel kimliğin dili olan "âmmiye" (halk dili/lehçeler) arasındaki diyalektik ilişkide kendisini gösterir. Bu makale, diglossia olgusunu tarihsel süreci, toplumsal etkileri ve modern dünyadaki dönüşümü çerçevesinde akademik bir perspektifle ele almaktadır.

Diglossia Kavramının Kuramsal Çerçevesi

Diglossia terimi, dilbilim dünyasına modern anlamda Amerikalı dilbilimci Charles Ferguson’un 1959 yılında yayımladığı makalesiyle girmiştir. Ferguson, bu kavramı tanımlarken bir dilin "yüksek" (high- H) ve "alçak" (low- L) olarak adlandırılan iki farklı çeşidinin, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere iş bölümü yapması üzerinde durur.[1] Arapça bağlamında "H" varyantı olan fushâ, dilbilgisi kuralları kesin olarak belirlenmiş, zengin bir yazılı literatüre sahip, prestijli ve resmi bir dildir. Buna karşılık "L" varyantı olan âmmiye ise, bireyin ailesinden doğal yollarla edindiği, i’râb (kelime sonu hareke değişimleri) gibi karmaşık gramer yapılarından arınmış, bölgeden bölgeye değişen dinamik sözlü dildir.[2] Bu ikili yapı, Arap toplumunda bireyin doğumundan ölümüne kadar süren dilsel bir bölünmüşlük değil, aksine bağlama göre değişen bir dilsel esneklik sunar.

Tarihsel Kökenler ve Evrim Süreci

            Arapçadaki bu ikili yapı, İslamiyet öncesi döneme, kabilelerin kendi mahalli lehçeleri ile şairlerin ve hatiplerin kullandığı "edebî koiné" (ortak şiir dili) arasındaki farklara kadar uzanmaktadır. Ancak asıl kırılma noktası, İslam fetihleri sonrası Arapçanın Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Endülüs gibi geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla yaşanmıştır. Fethedilen bölgelerdeki yerel dillerle (Süryanice, Kıptice, Berberice, Farsça vb.) etkileşime giren Arapça, zamanla fonetik, morfolojik ve sözcüksel açıdan bölgesel farklılıklar göstererek bugünkü lehçelerin temelini oluşturmuştur.[3] Orta Çağ boyunca fushâ, İslam medeniyetinin bilim ve edebiyat dili olarak standartlaşırken; âmmiye halkın gündelik ihtiyaçlarına cevap veren bir araç olarak gelişmiştir. 19. yüzyıldan itibaren sömürgeci güçlerin yerel kimlikleri ön plana çıkarmak amacıyla mahalli lehçeleri yazı diline dönüştürme ve fushâyı devre dışı bırakma çabaları, bu tartışmayı dilbilimsel bir konu olmaktan çıkarıp siyasi bir boyuta taşımıştır.[4]

İşlevsel Ayrım: Akıl ile Gönül Arasındaki Sınır

Diglossia yapısında fushâ ve âmmiye birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Fushâ, Kur’an-ı Kerim’in dili olması sebebiyle kutsal bir haleye sahiptir. Akademik kürsülerde, parlamentolarda, mahkeme salonlarında ve televizyon haberlerinde yegâne kabul gören dildir. Bir Arap için fushâ ile konuşmak, bir ciddiyet ve entelektüel derinlik beyanıdır. Öte yandan Âmmiye, duygu dünyasının dilidir. Ninniler, halk türküleri, pazarlıklar ve dost meclisleri lehçeyle şekillenir. Bir Arap çocuğu okula başladığında, aslında bildiği dilin daha üst, daha kurallı ve daha "yabancı" bir versiyonu olan fushâ ile tanışır.[5] Bu durum, eğitim sisteminde "dilsel şizofreni" tartışmalarına yol açsa da fushânın birleştirici gücü tüm bu zorlukların ötesindedir. Fas’taki bir akademisyen ile Umman’daki bir meslektaşı, kendi yerel lehçeleriyle anlaşmakta güçlük çekebilirler ancak fushâ sayesinde ortak bir zeminde buluşurlar.

Eğitim ve Modern İletişimdeki Çıkmazlar

Diglossia’nın en belirgin etkileri pedagoji alanında görülmektedir. Arap çocuklarının okuma-yazma becerilerini kazanırken aynı zamanda yeni bir dil katmanı öğrenmek zorunda kalmaları, okuma oranları ve eğitim başarısı üzerinde tartışmalı etkilere sahiptir. Ayrıca, modern dünyada internetin ve sosyal medyanın yaygınlaşması, lehçelerin yazı diline (özellikle mesajlaşma ve sosyal medya paylaşımlarında) sızmasına neden olmuştur. Bu durum, klasik fushâ savunucuları tarafından dilin yozlaşması olarak görülse de dilbilimciler bunun kaçınılmaz bir evrim olduğunu savunmaktadır.[6] Televizyon dizilerinin ve popüler müziğin (özellikle Mısır ve Lübnan lehçelerinin) tüm Arap dünyasına yayılması, lehçeler arası anlaşılabilirliği artırarak "pan-Arap" bir sözlü kültürün oluşmasına da katkı sağlamıştır.

Hibrit Bir Çözüm: El-Luğatu’l-Vusta (Orta Dil)

Günümüzde katı bir fushâ ile kaba bir âmmiye arasındaki uçurum, "el-Luğatu’l-Vusta" (Orta Dil) veya "Eğitimli Konuşma Arapçası" (Educated Spoken Arabic) denilen yeni bir katmanla kapanmaktadır. Bu dil, Fushâ’nın geniş kelime hazinesini ve kavramsal derinliğini korurken, âmmiye’nin daha basit ve akıcı olan sözdizimsel yapılarını kullanır.[7] Modern Arap entelektüelleri, televizyon tartışmalarında veya röportajlarda ne aşırı ağdalı bir klasik dil ne de mahalle ağzı kullanırlar; bunun yerine herkesin anlayabileceği, saygın ama doğal olan bu orta yolu tercih ederler. Bu yapı, Arapçanın modern çağın hızlı iletişim ihtiyaçlarına verdiği en dinamik cevaptır.

Sonuç

Arapçadaki diglossia olgusu, dilin hem muhafazakâr (fushâ) hem de yenilikçi (âmmiye) yönlerini bir potada eriten devasa bir kültürel mirastır. Bu ikili yapı, bir yandan Arap dünyasını tarihsel köklerine ve dini metinlerine sarsılmaz bir bağla bağlarken, diğer yandan yerel renklerin ve halk irfanının yaşamasına imkân tanır. Diglossia, Arap dili için bir engel değil, aksine onun zamana direnen esnekliğinin ve zenginliğinin en temel kaynağıdır. Gelecekte bu iki varyantın birbirine ne kadar yaklaşacağı veya Orta Dil’in ne kadar baskın hale geleceği, Arap toplumunun kültürel ve siyasi entegrasyon süreçleriyle doğrudan bağlantılı olacaktır.



[1] Abazoğlu, Muhammet. "Toplumsal Dilbilim Işığında İki Dillilik ve Çift Dillilik Olgularının Arapça Öğretimine Etkisi." Istanbul Journal of Arabic Studies (ISTANBULJAS) 8, sy. 1 (2025): 169-190.

[2] Haruni, Sejfidin. Arap Dilinin Tarihi ve Arapçada Diglossia Olgusu. Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi, 2010.

[3] Sejfidin Haruni, Arap Dilinin Tarihi ve Arapçada Diglossia Olgusu (Bursa: Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2010), 45.

[4] el-Mısri Abbas İmad Ebu Hasan, "el-İzdvâciyyetü’l-Luğaviyye fi’l-Luğati’l-Arabiyye", el-Mecma' 8 (2014), 41.

[5] Abazoğlu, Muhammet "Toplumsal Dilbilim Işığında İki Dillilik ve Çift Dillilik Olgularının Arapça Öğretimine Etkisi", Istanbul Journal of Arabic Studies (ISTANBULJAS) 8/1 (2025), 174.

[6] Haruni, "Sosyolinguistik Bir Olgu Olarak Diglossia", 115.

[7] Meiseles,Gustav. "Educated Spoken Arabic and the Arabic Language Continuum", Archivum Linguisticum 11 (1980), 118-143.

 

Yorumlar (0)

Bu makaleye henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Bu makaleye yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap
BİR DİL, İKİ AYRI DÜNYA: ARAPÇADA DİGLOSSİA | Merâm Akademik Mecra